top of page
< Back

Eski Dunhill ile Yeni Dunhill: Briyar, Kumlama ve Ağızlık Tartışması

Eski Dunhill ile yeni Dunhill karşılaştırması, briyar pipo koleksiyonculuğunun en uzun ömürlü tartışmalarından biridir. İddianın özü basittir: Erken damgalar taşıyan pipoların daha iyi odundan yapıldığı, sonraki kuşakların aynı düzeye ulaşamadığı ileri sürülür. Tartışmanın klasik metni, koleksiyoncu ve bayi R.D. Field'ın 1983 güzünde Pipe Smoker dergisinde yayımladığı karşılaştırmadır; Field, camianın kanaatini olduğu gibi aktarmak yerine üretimde neyin ne zaman değiştiğini sıralayarak konuyu ele alır. Aradan geçen kırk yılı aşkın sürede tartışma kapanmamıştır.

Koleksiyoncunun üç dönemi

Koleksiyoncular üretimi kabaca üç döneme ayırır. Sapında patent numarası bulunan pipolar "patent dönemi" sayılır; kayıtlara göre bu uygulama 1905'te başlamış, 1954'te sona ermiş ve 1955'ten sonra üretilen pipolarda patent numarası kullanılmamıştır. İkinci dönem 1955-1968 arası, üçüncüsü 1968 sonrasıdır. İkinci el (estate) piyasasında patent dönemi örneklerine gösterilen ilgi, öteden beri diğer iki dönemin üzerindedir. Damgaların bu kadar belirleyici olması, ayrıntılı Dunhill tarihlendirme kılavuzlarının başlı başına bir literatüre dönüşmesini de açıklar.

Briyar kaynaklarının değişmesi

Erken dönemde her bitiş için ayrı bir briyar kaynağı ayrılıyordu: Düz yüzeyli Bruyere ve Root için İtalyan odunu, kumlanan Shell için Cezayir odunu, Tanshell için Sardinya odunu kullanılıyordu. Anlatılana göre işlenen köklerin yaşı ortalama altmış ile yüz yıl arasındaydı.

1960'larda bu düzen bozuldu. Cezayir'den gelen odun, ülkedeki bağımsızlık savaşının (1954-1962) ardından seyrekleşti; İtalya'nın kendi briyarını yurt içindeki üreticilere ayırdığı da aynı yıllara ilişkin kayıtlarda geçer. Bir bitişe tek bir kaynağı ayırma alışkanlığı böylece sona erdi ve firma ağırlığı Yunan briyarına verdi. Yeni odun daha sert, daha hafif ve daha düzgün damarlıydı; buna karşılık kökler küçük ve kusurluydu, bu yüzden fire arttı.

Kumlama ve ağızlık

Değişimin en görünür sonucu 1917'de tanıtılan Shell bitişinde okunur. Cezayir odununun gevşek dokusu, markanın yağda kürleme yönteminin ısısıyla birleşince yüzeyde derin oyuklar ve keskin sırtlar oluşuyordu. Aktarıldığına göre erken yıllarda aynı ölçüde tornalanan gövdeler işlem sonunda birbirinden o kadar uzaklaşıyordu ki bu pipolara şekil numarası bile vurulmuyordu. Yunan odununun sertliği kumlamayı sığlaştırdı; buna karşılık aynı şekilden çıkan gövdeler birbirine benzer oldu.

Ağızlık tarafında da benzer bir gidiş görülür. Fabrikada kalıba dökme yerine elde kesim tercih edilir: Ebonit levha ya da çubuktan çıkarılan parça biçimlendirilir, geçme ucu tek tek inceltilerek sapa uydurulur. Değişen asıl ayrıntı dudak kalınlığıdır. İlk örneklerin kalın dudağı 1920'lerde "comfy" biçimiyle incelip genişledi, 1930'larda buna "fishtail" eklendi. İşçilik maliyetleri 1976'da makineyle kesimi gündeme getirdiğinde ortaya yeniden kalın bir dudak çıktı; gelen şikâyetler üzerine makineden vazgeçildi.

Gerileme mi, farklılaşma mı

1970'lerin ortasında bitişlerle ilgili alınan iki karar da tartışmayı besler: Shell mavimsi siyah bir boyayla tümüyle koyulaştırılmış, Bruyere ise özgün erik tonundan açığa çekilmiştir. Bruyere'de kısa süre sonra eski tona dönüldüğü, koyu Shell denemesinin de beğenilmediği aktarılır; ilerleyen yıllarda yeniden derin kumlamalı bir Shell serisi sunulmuştur. Field'ın değerlendirmesi, bütün bu adımların bir kalite düşüşü değil sürekli bir evrimin parçası olduğu yönündedir: Dunhill ölçütünü koruyarak farklı bir pipoya varmıştır. Tartışmanın hâlâ sürmesi de bunu doğrular. Odunun yaşı, kumlamanın derinliği ve dudak kalınlığı ayrı ayrı ölçülebilir; "daha tatlı içim" ise ölçülemediği için kanaat düzeyinde kalır.

bottom of page