top of page
< Back

Sanatta ve Edebiyatta Pipo

Sanatta ve edebiyatta pipo, dört yüzyıldır yalnızca bir eşya olarak değil, bir anlam taşıyıcısı olarak resmedilir ve anlatılır. Ressamın ya da yazarın elinde pipo kimi zaman ömrün kısalığını hatırlatan bir uyarı, kimi zaman düşünen adamın sahne donanımı, kimi zaman da bir karakteri tek çizgide tanıtan imzadır.

Resimde: dumandan bir uyarı

Tütünün Avrupa'ya yayılmasının ardından 17. yüzyıl Hollanda ve Flaman resminde pipolu figürler hızla çoğaldı. Frans Hals'ın çevresinde yetişen Adriaen Brouwer ile Adriaen van Ostade, meyhane ve köy sahnelerinde pipo içen sıradan insanları resmin merkezine taşıyan adlar sayılır. Bu tabloların birçoğu yalnızca gündelik hayatı kaydetmez; dönemin ahlak anlayışına göre aşırı hazza bir gönderme taşır. Çabucak dağılan duman, vanitas geleneğinde ömrün geçiciliğinin görsel karşılığı olarak okunur.

  1. yüzyılda vurgu değişti. Vincent van Gogh'un Ocak 1889'da Arles'ta yaptığı, kulağı sargılı ve pipolu otoportresi, piponun artık bir ahlak dersinden çok içe dönük bir hâlin işareti olduğunu gösterir. Kulağını yaraladıktan sonraki haftalarda yaptığı iki sargılı otoportreden pipolu olanı özel bir koleksiyondadır ve yalnızca seyrek olarak sergilenir; sargılı otoportrelerin öteki versiyonu Londra'daki Courtauld Gallery'dedir. Paul Cézanne'ın 1890-1895 arasında çalıştığı Kâğıt Oynayanlar dizisi de aynı sessiz dikkati kurar. Beş tamamlanmış tuvalden ilk ikisinde masadakilerin yanında pipolu bir adam durur; ressamın bu figür için yaptığı Piposuyla Adam etüdü diziyle birlikte anılır.

Konunun en bilinen tablosu ise René Magritte'in 1929 tarihli La trahison des images çalışmasıdır. Titiz biçimde çizilmiş bir piponun altında "Ceci n'est pas une pipe" (Bu bir pipo değildir) yazar; çünkü tuvaldeki nesne içilemez, yalnızca bir temsildir. Los Angeles County Museum of Art koleksiyonunda bulunan yapıt, sözcük ile imge arasındaki ilişkiyi tartıştığı için modern sanatın en çok atıf alan görüntülerinden biri hâline geldi.

Edebiyatta: karakterin uzantısı

Edebiyatta pipo çoğu zaman düşünme süresini ölçen bir araç gibi kullanılır. Arthur Conan Doyle'un 1891 tarihli "The Red-Headed League" öyküsünde Sherlock Holmes bir bilmeceyi "üç pipoluk mesele" diye tanımlar ve elli dakika rahatsız edilmemeyi ister. Öykülerin ilk baskılarını resimleyen Sidney Paget, Holmes'u düz bir pipoyla çizmişti; bugün akla ilk gelen kavisli kalabaş biçimi ise metinden değil sahneden gelir. Bu biçim genellikle karakteri yüzlerce kez oynayan Amerikalı aktör William Gillette'e bağlanır; anlatılana göre kavisli bir pipo, dişler arasında tutulurken replik söylemeyi ve el kol hareketini kolaylaştırdığı için tercih edilmiştir. Gillette'in sahnede tam olarak kalabaş kullandığını gösteren dönem fotoğrafı ya da doğrudan tanıklık bulunmadığı için bu bağlantı kesin sayılmaz. Bu görsel kalıbın gücü, sonradan üretilen Peterson Sherlock Holmes serisi gibi koleksiyonlarda da izlenebilir.

Aynı işlev başka anlatılarda da sürer: J. R. R. Tolkien'in Orta Dünya'sında pipo, bir halkın huyunu ve gündelik ritmini anlatan ayrıntıdır; bu ayrıntının kapsamı Yüzüklerin Efendisi'nde pipo ve pipo otu maddesinde ele alınır. Şiirde ve nesirde özel olarak lüle taşının aldığı yer için Edebiyatta Lüle Taşı maddesine bakılabilir. Gerçek kişilerin pipoyla kurduğu kamusal imge ise ünlü pipo içicileri başlığında toplanmıştır.

bottom of page