Delrin Zıvana Kullanımı (Using Delrin Tenons)
Delrin zıvana (Delrin tenon), ağızlığı gövdeye oturtan çıkıntının ağızlık malzemesinden tornalanması yerine ayrı bir asetal çubuktan hazırlanıp ağızlığa yapıştırılmasıyla kurulan bağlantıdır. Delrin, DuPont'un polioksimetilen (POM) esaslı asetal reçinesine verdiği ticari addır; kayıtlara göre reçine 1960'ta seri üretime geçmiştir. Malzemenin pipo tezgâhına girmesi çok daha yenidir ve gerekçesi estetik değil, tümüyle pratiktir.
Ayrı zıvananın mantığı
Ağızlıktan tornalanan bir zıvanada çap her seferinde ustanın eline ve tezgâhın ayarına kalır; hazır çubukta ise çap baştan bellidir. Asetal dar toleransla üretildiği için aynı ölçüdeki her çubuk pratikte aynı çaptadır, dolayısıyla oturma pipodan pipoya tekrarlanabilir hâle gelir. İkinci kazanç onarım tarafındadır: kırılan bir asetal zıvana, ağızlığın kendisi kurban edilmeden sökülüp yenisiyle değiştirilebilir.
Çap seçiminde bağlayıcı bir norm yoktur, atölye alışkanlığı belirleyicidir. En sık 5/16 inç (yaklaşık 8 milimetre) çubuk tercih edilir; 1/4 ve 3/8 inç ölçüler de kullanılır. Karar, ağızlığın ve sapın son kalınlığına göre verilir.
Asetalin iki yüzü
Malzemeyi bu iş için elverişli kılan iki davranış var. Birincisi boyut kararlılığıdır: parça ısı ve basınç altında ölçüsünü koruduğu için delinirken şaşmaz. İkincisi düşük sürtünmesi ve buna eşlik eden kendi kendini yağlama davranışıdır; ağızlık yuvaya gıcırdamadan, akıcı biçimde girip çıkar.
Aynı kayganlığın bedeli montajda ödenir. POM, yapıştırıcı tutmayan malzemelerin başında gelir; bağ kimyasal yolla değil mekanik yolla kurulur. Uygulamadaki karşılığı, yapışacak bölgeye çepeçevre kanal açmak, sonra bu kanalları çemberin üç noktasında eğeyle biraz derinleştirmektir. Epoksi kürlendiğinde bu düzensizlikler, çubuğun yuva içinde dönmesini engelleyen bir kilit oluşturur.
Sabit çubuk, değişken delik
İşin zor yanı çubukta değil, onu karşılayacak deliktedir; çubuk geldiği ölçüde kalırken delik üç etkene göre oynar. Birincisi matkap ucudur: aynı ölçüyle damgalanmış uçlar markadan markaya farklı gerçek çap verdiği için usta, kullanacağı ucu önceden denemek ve işe yaramış olanı ayırıp saklamak zorundadır. İkincisi malzemedir. Deneme mutlaka funda kökü (briyar) parçalarında yapılır, çünkü başka ağaçlar delinirken aynı tepkiyi vermez ve yanıltıcı sonuç doğurur; ebonit ile akrilikte ise briyarda doğru oturmayı veren uç çoğu zaman dar kalır, bu yüzden gövde ile ağızlık için ayrı uçlar gerekebilir. Ağızlık malzemelerinin bu farkları ağızlık malzemeleri maddesinde ayrıca ele alınır. Üçüncüsü delme tekniğidir: yuvada biriken talaşın yarattığı ısı ve basınç son çapı değiştirdiği için uç, kısa aralıklarla tümüyle geri çekilip temizlenir.
Yapıştırmadan son ayara
Ağızlığa açılan yuvanın tabanı düz bırakılır ve çubuğun ucu bu tabana uyacak biçimde hazırlanır; amaç epoksinin göllenebileceği boşlukları en aza indirmektir. Reçine iki yüzeye de ince ve eşit bir tabaka hâlinde sürülür, parçalar bastırılıp döndürülerek hava kabarcıkları çıkarılır, taşan epoksi sertleşmeden temizlenir. Kür tamamlanmadan delme ya da ölçü alma işine girişilmez; çabuk kürlenen reçineler tutma süresini kısaltsa da tam dayanımına daha geç ulaşır.
Duman kanalının açılışında iki yol izlenir. Kimi usta kanalı çubuk henüz ayrıyken deler; kimi usta ağızlıkla çubuğu yapıştırdıktan sonra ikisini birlikte, parçayı tezgâhtan hiç sökmeden deler. İkinci yol eksen kaçıklığı riskini azalttığı için sık önerilir; tezgâh tarafındaki ayrıntılar tornada delme maddesinde anlatılır. Son aşamada zıvana, gövdedeki yuvanın derinliğine göre kısaltılır ve ucu, yuvayı çizmemesi için hafifçe pahlanır. Zamanla gevşeyen ya da sıkışan bir oturmanın nasıl ayarlandığı pipo onarımı ve ağızlık bakımı maddesinde ele alınır.
