top of page
< Back

Tophane Lüleciliği

Tophane lüleciliği, Osmanlı İstanbul'unda Tophane semtinde yoğunlaşan ve kırmızı kilden lüle üretimine dayanan zanaat koludur. Lüle, uzun saplı çubuğun (chibouk) ve nargilenin tütün konan pişmiş toprak haznesidir; Osmanlı piposu tek parça değildi; kil hazne, ahşap çubuğa ve kehribar ağızlığa takılarak kullanılırdı. "Tophane işi" lüleler özellikle 19. yüzyılda dünya çapında ün kazanmış, semtin adı zamanla bir üslubun adı hâline gelmiştir.

Zanaatın doğuşu ve merkezleri

Lülecilik, tütünün 17. yüzyıl başında Osmanlı topraklarına girmesinin ardından ortaya çıktı ve kısa sürede başlı başına bir esnaf kolu hâline geldi. Başlıca üretim merkezleri İstanbul'da Tophane ile Edirne, Avanos ve Lüleburgaz'dı; Lüleburgaz'ın adını bu zanaattan aldığı kabul edilir. Merkezlerin en ünlüsü Tophane atölyeleriydi: Kayıtlara göre 19. yüzyılda semtte aynı anda altmış dolayında lüleci atölyesi çalışıyordu. "Lüle" sözcüğü Osmanlı'da haznenin adı olduğundan, lüle taşı (meerschaum) da adını bu kullanımdan alır: taştan yapılmış lüle.

Kırmızı kil ve üretim tekniği

Tophane atölyeleri koyu kırmızı, ince dokulu kiliyle ünlüydü; kil, Trakya'daki Vize ile İstanbul'daki Davutpaşa, Fener ve Beyoğlu ocaklarından sağlanırdı. Hamur çarkta ya da kalıpla şekillendirilir, kendi rengine yakın astarla (engobe) kaplanır, kazıma veya mühürleme ile süslenir, düşük ısıda fırınlanır, ardından perdahlanıp parlatılırdı. Saraya ve konaklara giden örnekler altın ve gümüş yaldızla bezenir, çiçekli ve geometrik motiflerle işlenirdi. Kilin gözenekli kalması, dönemde tütünün aromasını olumlu etkileyen bir özellik sayılırdı. Atölyeler yalnızca çubuk lülesi değil nargile lülesi, fincan zarfı ve kahve takımı gibi ürünler de veriyordu; bunların tümü "Tophane işi" ortak adıyla anılıyordu.

Damgalar ve arkeolojik değer

Ustalar ürünlerini damgayla imzalardı; anlatılana göre kimi lülelerde padişah tuğrası biçiminde baskılar da bulunurdu. Bu damgalar bugün arkeoloji için önemli bir kaynaktır: Silifke Kalesi, Divriği Kalesi, Bursa ve Tralleis kazılarında usta imzalı lüleler bulunmuştur. Balkanlar'dan Orta Doğu'ya uzanan Osmanlı yerleşimlerinde kırmızı kil lüleler, Avrupa'daki beyaz kil pipolara benzer biçimde tabakaları tarihlemede "kılavuz buluntu" işlevi görür; zambak formu veya disk kaideli tip gibi biçim aileleri 17. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasındaki dönemleri ayırt etmeye yarar.

Gerileme ve bugünkü izler

  1. yüzyıl sonunda sigaranın yaygınlaşması ve Avrupa'dan pipo ithalatının artmasıyla Osmanlı çubuk kültürü ile birlikte lülecilik de geriledi; Cumhuriyet dönemine gelindiğinde zanaat fiilen sönmüştü. Bugün Tophane işi lüleler başta Topkapı Sarayı olmak üzere müze koleksiyonlarında ve kazı buluntusu olarak arkeoloji müzelerinde temsil edilir. İstanbul'da az sayıda zanaatkârın bu çömlekçilik geleneğini yeniden canlandırmaya çalıştığı bilinmektedir.

bottom of page