top of page
< Back

Pipo Sözcüğünün Kökeni

Pipo sözcüğü, adlandırdığı aletten çok daha eskidir ve kökeninde tütünle en ufak bir ilgisi yoktur. Batı dillerindeki pipe, pipa, Pfeife ailesinin tamamı, Latince pipare fiiline dayanır; bu fiil bir kuş yavrusunun cıvıltısını taklit eder. Fiilden türeyen Halk Latincesi pipa ise o ince sesi çıkaran, boru biçimli basit üflemeli çalgının adıydı. Bugün tütün aletini karşılayan bu ad, önce bir düdüğün, ardından her türlü borunun adı olmuştur. Piponun dünya tarihi düşünüldüğünde bu gecikme şaşırtıcı değildir: nesne, adından yüzyıllarca önce vardı.

Çalgıdan boruya, borudan tütün aletine

Sözcük Eski İngilizceye pīpe biçiminde girmiş, orada da çalgıyı karşılamıştır. Aynı gövde Almanca Pfeife, Felemenkçe pijp, Danca pibe, İsveççe pipa, İtalyanca ve İspanyolca pipa biçimlerinde yaşar. İngilizcede anlam adım adım genişlemiştir: 14. yüzyılın sonunda vücuttaki kanallar, 15. yüzyılın ortasında org boruları için kullanılır. Ardından ters yönde bir daralma gelir ve genel "boru" anlamı, tek bir aletin özel adına dönüşür. Kökenbilim kaynakları tütün aleti anlamını 1590'lı yıllara tarihlendirir; Alfred Dunhill'in aktardığına göre büyük İngilizce sözlüğün verdiği ilk kayıt 1594'tür. Sözcüğün bu alete kim tarafından ve tam olarak hangi yılda yakıştırıldığını gösteren bir belge ise bugüne ulaşmamıştır.

Adı konmamış bir alet

Sözcük yerleşmeden önce Avrupalı gözlemciler aleti adlandıramadıkları için tarif etmişlerdir. Jacques Cartier'nin 1535'te başlayan ikinci Kanada yolculuğuna ilişkin anlatısı, tütünün taştan ya da ağaçtan oyulmuş içi boş bir parçada yakıldığını kaydeder; metnin İngilizce çevirisinde bu parça bir boruya benzetilir. John Hawkins'in 1564-1565 yolculuğunu anlatan John Sparke, Florida'da gördüğü aleti bir kamış ile ucundaki toprak kap olarak betimler ve ona ad veremez. William Harrison'ın kayıtlarında 1573 yılı için verilen tanım da benzer biçimde dolaylıdır: küçük bir kepçeyi andıran bir araç. Alet, adını edinmeden önce yaklaşık yarım yüzyıl boyunca benzetmelerle anlatılmıştır.

Aynı mantığın başka dillerdeki izleri

Bu adlandırma biçimi tek örnek değildir. Fransızlar Kuzey Amerika'da gördükleri törensel pipoya, Norman lehçesinde çoban kavalını karşılayan calumet adını vermiştir; sözcük Latince "kamış" demek olan calamusun küçültme biçimine dayanır ve Türkçeye kalumet olarak geçmiştir. Almancada ise zincirin bir halkası eksiktir: Pfeife genel "boru" anlamını hiçbir zaman kazanmamış, çalgı ile pipo arasında kalmıştır. Dilbilimci Ernest Weekley bu boşluğu, adın soyut boru fikrinden değil doğrudan çalgı benzetmesinden doğduğunun kanıtı sayar; bu bir belge değil, bir dilbilimci yorumudur. Buna karşılık Batı dillerine chibouque biçiminde geçen çubuk başka bir yoldan gelir: sözcüğün kökeninde bir çalgı değil, Türk dillerinde "ince dal, değnek" anlamı taşıyan eski bir gövde vardır.

Türkçede lüle, çubuk ve pipo

Türkçe kendi yolunu izlemiştir. Osmanlı'da alet bütün olarak çubuk adıyla anılır, tütünün konduğu hazne ise lüle diye adlandırılırdı; bu sözcük Farsça lūleden gelir ve orada da "boru, oluk" demektir. Böylece Türkçe, aletin adını sesten değil biçimden türetmiş; sapı bir dala, hazneyi bir boruya benzetmiştir. Bugün kullandığımız "pipo" ise geç bir alıntıdır: Türk Dil Kurumu sözcüğü İtalyanca pippoya, Nişanyan Sözlük ise Fransızca pipe biçimine bağlar; ikinci kaynağa göre sözcüğün Türkçedeki kayıtları 19. yüzyılın son çeyreğine iner. Haznenin ve sapın adlarını ayrı ayrı izlemek isteyen okur, pipo anatomisi maddesine bakabilir.

bottom of page