top of page
< Back

Pipoların Kraliçesi: Lüle Taşının İtibarı ve Antika Mirası

Pipoların kraliçesi, 19. yüzyıl ticaret yazınında ve tütün basınında lüle taşı için kullanılan yakıştırmadır; aynı dönemin metinlerinde "pipoların kralı" biçimine de rastlanır. Sıfat değişse de kastedilen aynıdır: yüzyılın büyük bölümünde hazne malzemeleri arasında lüle taşının üstünlüğü tartışma konusu olmamıştır. Bu madde unvanın neye dayandığını, malzemeye bağlanan kurucu anlatının arşiv karşısındaki durumunu ve parlak dönemin nasıl kapandığını konu alır.

Unvanın dayanağı

Lüle taşının (sepiyolit) itibarı, iki fiziksel özelliğin aynı taşta buluşmasından doğar. Gözenekli yapısı yanma sırasında açığa çıkan nemi ve katranı emer; bu da haznenin geç ısınması ve içimin uzun süre yumuşak kalması demektir. İkincisi, taş ocaktan çıktığında bıçağa ve törpüye teslim olacak kadar yumuşaktır, kuruduktan sonra ise verilen biçimi korur. Böylece tek bir parça hem içilebilir hem de kabartmadan kazımaya kadar her oyma tekniğine açık olur.

Dönemin öbür seçenekleri bu birleşimi sunmuyordu. 19. yüzyılın ilk yarısında bir içicinin önünde ucuz ama kolay kırılan kil pipo, kalıptan çıkma ve süslemeye pek elverişli olmayan porselen hazneler, bir de yüzeyine kabartma işlenmiş ahşap pipolar vardı; porselen hazne çoğu kez kiraz ağacından uzun bir sapla kullanılırdı. Fabrika yapımı briyar pipolar ancak yüzyılın ikinci yarısında yayıldı ve sade biçimleriyle bambaşka bir beğeniye seslendi. Lüle taşı hazne, torna edilmiş kehribar bir ağızlıkla tamamlandığında ortaya çıkan nesne ise tütün yakmaya yarayan bir aletten çıkıp dekoratif sanatların alanına giriyordu. Bu üretimin ölçeği ve motif dağarcığı 19. yüzyıl oyma lüle taşı pipoları maddesinde ayrıca ele alınır.

Kurucu efsane ve arşiv kaydı

En çok tekrarlanan anlatıya göre 1723'te Macar soylusu Kont Andrássy, Osmanlı topraklarından getirdiği ham lüle taşını Peşteli kunduracı Károly Kovács'a vermiş, ilk lüle taşı pipolar böyle doğmuştur. Anlatı arşivlerde karşılık bulmaz: Macar pipo tarihini araştıranlar kunduracının izine rastlamamış, adı geçen Andrássy'lerin ya bambaşka işlerle uğraştığını ya da bir yüzyıl sonra yaşadığını saptamıştır. Macaristan Ulusal Müzesi'nde pipo koleksiyonuyla çalışan Anna Ridovics, "ilk oymacının piposu" diye anılan parçayı 2011'de ayrı bir incelemenin konusu yapmıştır. Belgelerin çizdiği tablo tek bir başlangıç anına yer bırakmayacak kadar dağınıktır: Osmanlı'da lüle taşı pipo üretimine değinen bilinen en eski yazılı kaynak 1679'a tarihlenir; Almanya'da Lemgo ve Ruhla atölyeleri 18. yüzyılın ortasında kurulmuş, Peşte'de belgelenen ilk oymacı yüzyılın sonunda görülmüştür. Viyana ise 19. yüzyılın ilk yarısında en iyi işçiliğin adresi sayılmaya başlamıştır.

Parlak dönemin kapanışı

Oymacılığın gerilemesi tek bir nedene bağlanmaz. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra figürlü hazne modası geçti; yerini düz yüzeyli, geometrik oranlı pipolar aldı ve atölyeler siparişin gittiği yöne döndü. Aynı yıllarda mesleğin kuşak aktarımı koptu, usta oymacılar öldükçe yerlerini dolduracak çırak kalmadı. Belirleyici darbe ise hammadde tarafından geldi: Türkiye'nin ham blok ihracatına getirdiği kısıtlamalar — kaynaklarda tarih için 1961 ile 1970'ler arasında farklı yıllar verilir — Avrupa atölyelerini taşsız bıraktı. Oymacılığın ağırlık merkezi böylece kalıcı olarak Eskişehir atölyelerine geçti.

Koleksiyonculuğun ve müzelerin geçmişi

Oyma lüle taşı biriktirme merakı, üretimin sürdüğü yıllarda başladı. İngiliz mühendis ve kitapsever William Bragge (1823-1884), tütüne dair nesnelerden geniş bir koleksiyon kurmuş ve bunu Birmingham'daki halk kütüphanesine bağışlamıştı; kütüphanede 1879'da çıkan yangın koleksiyonun önemli bir bölümünü yok etti. Topladığı parçaların sayısı için kayıtlarda birkaç binden on üç bine uzanan farklı rakamlar verilir. Geriye kalan belgelerin akıbeti William Bragge'in pipo çizimleri maddesinin konusudur. 20. yüzyılda pipo üreticisi Alfred Dunhill ve Mısır Kralı Faruk da kendi topluluklarını oluşturmuştur.

Kamuya açık koleksiyonlar zamanla azaldı. Bugün alanın başlıca adresleri, kapsamlı pipo koleksiyonuyla Macaristan Ulusal Müzesi ve kataloğunu çevrim içi yayımlayan Amsterdam Pipe Museum'dur. Amerika Birleşik Devletleri'nde bu konuya ayrılmış tek müze olarak anılan Nashville'deki Museum of Tobacco Art and History ise 1990'ların sonunda kapanmış, koleksiyonu dağılmıştır. Konunun başvuru kitaplarından biri, Ben Rapaport'un 1850-1925 aralığındaki oyma lüle taşı pipolarını konu alan 1999 tarihli çalışmasıdır.

bottom of page