top of page
< Back

Porselen Pipo

Porselen pipo, haznesi sert hamur porselenden üretilen, çoğunlukla ayrı bir yoğuşma odası ve uzun bir ahşap sapla tamamlanan pipo türüdür. 18. yüzyıl ortasından I. Dünya Savaşı'na kadar başta Almanya olmak üzere Orta Avrupa'nın en tanıdık pipo biçimlerinden biri oldu. Elde boyanmış haznesiyle bir sanat ve hatıra nesnesi olarak değer görürken, içim niteliği 19. yüzyıldan bu yana tartışma konusu oldu; porseleni pipo malzemeleri arasında ayrıksı bir yere koyan da bu ikiliktir.

Meissen'den yayılan bir üretim

Avrupa'da sert hamur porselenin sırrı 1700'lerin başında Saksonya'da çözüldü; Ehrenfried Walther von Tschirnhaus ile Johann Friedrich Böttger'in çalışmalarının ardından 1710'da Meissen'de kraliyet porselen imalathanesi kuruldu. Pipo haznesi üretimine 1730'larda yine bu imalathanede başlandığı kabul edilir. Yüzyılın ortasına gelindiğinde zanaat Alman devletlerine yayılmıştı: Wilhelm Caspar Wegely'nin 1751'de Berlin'de, Hannong ailesinin 1755'te Frankenthal'de kurduğu imalathaneler, 1747'de Neudeck'te doğup 1761'de Nymphenburg'a taşınan Bavyera atölyesi ve 1760'lardan itibaren Veilsdorf, Volkstedt, Wallendorf, Limbach gibi Thüringen kuruluşları benzer hazneler verdi. Fransa'da Mennecy ve Sèvres aynı işi porselenin yumuşak hamurlu türüyle de denedi. Kayıtlara göre türün Orta Avrupa geneline dağılması Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) yıllarında hızlandı.

Hazne, Abguss ve uzun sap

Porselen pipo tek parça değildir. Tütünün yandığı hazne, altındaki Abguss denen yoğuşma odasına oturur; bu odadan çıkan uzun sap çoğunlukla kiraz ağacından, kimi zaman boynuz, kemik veya fildişinden yapılır ve ucunda ayrı bir ağızlık bulunur. Almancada Gesteckpfeife (takma pipo) denen bu düzenin varlık nedeni doğrudan malzemedir: porselen gözeneksizdir ve içim sırasında oluşan yoğuşmayı kil pipo gibi emmez, dolayısıyla biriken sıvı için ayrı bir bölme gerekmiştir. Hollanda kil pipolarından uyarlanan yumurta biçimli, kısa boyunlu hazne tipinin 18. yüzyılın son yıllarında yerleştiği ve 19. yüzyıl boyunca en yaygın biçim olarak kaldığı aktarılır.

Süsleme, hatıra ve asker pipoları

Erken dönem hazneler elde boyanırdı; rokoko, ampir ve Biedermeier beğenisine uygun manzaralar, av sahneleri ve portreler en sık işlenen konulardı; kenarlar çoğu zaman altın yaldızla tamamlanırdı. Fırınlanarak sabitlenen renkler solmadığından, 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren tanınmış tabloların kopyaları da hazne yüzeyine taşındı. Yüzyılın ikinci yarısında pres kalıpları ve baskı aktarma yöntemleri el işçiliğinin yerini büyük ölçüde aldı; ucuzlayan porselen pipo dar gelirli kesimlerin de gündelik eşyası hâline geldi. Thüringen'in Ruhla kasabası bu dönemde üretimin başlıca merkezlerindendi; kayıtlara göre 1850-1870 arasında buradan çıkan pipoların yarıdan fazlası porselendi. Öğrenci birliklerine, mesleklere ve şehirlere ait hatıra hazneleri bu dönemin ürünüdür. En bilinen tür, 19. yüzyıl sonundan I. Dünya Savaşı'na uzanan Reservistenpfeife'dir: askerlik hizmetini tamamlayanlar için hazırlanan, alay adı, hizmet yılı ve silah arkadaşlarının adları yazılı, kimi örneklerinin 1,80 metreye ulaştığı aktarılan uzun pipolar.

İçim niteliği tartışması

Yoğuşma odasını zorunlu kılan gözeneksizlik, içim tarafında da baştan beri şikâyet konusudur: hazne çabuk ısınır, gövde nemi çekmediği için duman ağza sıcak ulaşır ve tat sertleşir. 19. yüzyıl İngilizce yayınlarında porselen hazne bu nedenlerle elverişsiz sayılmış, kullanıldıkça iyileşen malzemelerin yanında sürekli boşaltma ve temizlik isteyen bir gereç olarak anılmıştır. 1851 Londra Büyük Sergisi üzerine ertesi yıl yayımlanan bir derlemede Alman porselen pipoları ısınmaları nedeniyle sert biçimde yerilir; ısınan gövdenin sıcak duman ve dil ısırması şikâyetini beraberinde getirdiği 20. yüzyıl boyunca da tekrarlanmıştır. Bu tür, Britanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde geniş bir kullanıcı kitlesi bulamadı; 1946 tarihli bir Amerikan gümrük raporunda ülkede ticari ölçekte üretilmeyen ithal pipolar arasında anıldığı aktarılır. Almanca literatürde ise porselen pipo ağırlıkla porselen sanatı ve imalat tarihi başlığı altında incelenir; Walter Morgenroth'un 1989 ve 2021 tarihli iki kitabı bu çalışmaların en kapsamlıları sayılır. Üretim I. Dünya Savaşı'ndan sonra fiilen sona erdi; porselen, lüle taşı ve briyar karşısında gündelik pipo olma vasfını yitirerek müze ve koleksiyon nesnesine dönüştü.

bottom of page