Tsuge
Tsuge, 1936'da Tokyo'da kurulan ve bugün Japonya'nın en büyük pipo üreticisi sayılan markadır. Şirketin hikâyesi aslında bir pipo hikâyesi olarak başlamaz: kurucu Kyoichiro Tsuge, mesleğe fildişi sigara ağızlığı yapan bir ustanın yanında çırak olarak girmiştir. Fildişi ağızlıktan kiraz ağacına, oradan briyara ve nihayet elde biçimlendirilen freehand pipolara uzanan bu yol, markanın seksen yılı aşkın üretim geçmişinin de ana hattını çizer.
Fildişi ağızlıktan pipoya
Kyoichiro Tsuge, kayıtlara göre 1911'de Japonya'nın batısındaki Ishikawa bölgesinde doğdu; ailesinin geçmişine dair anlatılanlar büyük ölçüde şirketin kendi kataloğuna dayanır ve bağımsız kayıtlarla doğrulanmış değildir. Küçük yaşta öksüz kalınca akrabaları tarafından Tokyo'ya getirildi ve fildişi ağızlık yapımını öğrenmeye başladı. Dönemin dilinde bu ince ağızlıklara da "pipo" deniyordu; markanın adı böylece, henüz briyar işlenmeden çok önce bir tütün aracıyla anılır olmuştu.
Kendi atölyesini 1936'da açtı. Ne var ki İkinci Dünya Savaşı işletmeyi kısa sürede rayından çıkardı; tezgâhlar hükûmetin talebiyle ahşap tüfek dipçiği üretimine ayrıldı. Savaş bittiğinde fildişi tedariki neredeyse imkânsızdı, bu yüzden Tsuge Tohoku bölgesinden kiraz ağacı temin ederek üretimi sürdürdü.
Savaş sonrası pipo dalgası
Savaş sonrası yıllar, geleneksel kiseru kültürünün yanına Batı tipi pipo alışkanlığının yerleştiği dönemdir. Amerikan ordusunun piyasaya sürdüğü pipo tütünleri ve Douglas MacArthur'un mısır koçanı pipoyla yayımlanan fotoğrafları bu merakı görünür biçimde besledi. Ağızlık üretimine dönmeyi planlayan Tsuge, talebin yönünü görünce rotasını pipoya çevirdi: şemsiye sapı işleyen zanaatkârları kadrosuna katarak kiraz ağacından billiard ve bent billiard pipoları seri hâlde üretmeye başladı. Şirketin en kalabalık döneminde yüz yirmi civarında zanaatkâr çalıştırdığı aktarılır; bu rakam bağımsız kaynaklarda doğrulanmış değildir.
İthal briyarın ulaşılabilir hâle geldiği 1950'lerde marka briyar pipoya geçti. Bu dönemde bir fildişi oymacısına Fuji Dağı, üç maymun ve geyşa gibi geleneksel motifleri hazne üzerine işlettiği pipolar, Japonya'daki Amerikan askerlerine hatıra eşyası olarak sunuldu. Aktarılana göre 1960'larda Japonya'da yapılan kiraz ağacı pipoların önemli bir bölümü Güneydoğu Asya'daki Amerikan birliklerine yönelik olarak sevk edildi.
Avrupa'ya çıraklık ve Ikebana
1970'lerde yenin değer kazanması ve ucuz üretim yapan Asya ülkelerinin rekabeti Tsuge'yi yeni bir arayışa itti. Şirket, katma değeri yüksek pipolar yapabilmek için altı zanaatkârını İtalya ve Danimarka atölyelerine gönderdi. Bunlardan Fukuda ve Sato, Sixten Ivarsson ve Jørgen Larsen gibi ustaların yanında freehand pipo yapımını öğrendi. Japonya'ya döndüklerinde ürettikleri freehandler önce Amerika'da, ardından Almanya ve İsviçre'de karşılık buldu.
Bu birikim, markanın en tanınan üst serisi olan Ikebana'ya dönüştü. Fukuda'nın gözetiminde yürüyen ve az sayıda ustanın çalıştığı Ikebana atölyesi, yumuşak hatlarıyla açıkça Danimarka okulu etkisi taşıyan pipolar üretir. Tsuge böylece bir yandan geniş kapsamlı fabrika üretimini, bir yandan da elde biçimlendirilen sınırlı sayıda pipoyu aynı çatı altında sürdüren ender markalardan biri hâline gelmiştir.
