top of page
< Back

Pipo Onarımı ve Ağızlık Bakımı

Pipo onarımı ve ağızlık bakımı, düzenli temizliğin ötesine geçen, yıpranmış parçaları eski hâline döndürmeyi amaçlayan işlerin bütünüdür. Gündelik rutin pipo temizliği maddesinde anlatılır; burada ele alınanlar ise zamanla ortaya çıkan sorunlardır: ağızlığın (stem) donuklaşması ve gövdeye oturuşunun bozulması. Hepsinde geçerli olan ortak kural değişmez; parçalar ancak pipo tamamen soğuduktan sonra ayrılır, çünkü sıcakken zorlanan bağlantı hem ağızlığı eğebilir hem de sapı (shank) çatlatabilir.

Vulkanit ağızlıkta oksidasyon

Vulkanit (ebonit), doğal kauçuğun uzun süre kükürtle sertleştirilmesiyle elde edilir; bileşimindeki kükürt oranı yüzde 25 ile 80 arasında değişir. Ağızlığın zamanla donuklaşmasının sebebi de bu kükürttür: morötesi ışık yüzeyi oksitler, açığa çıkan kükürt nemle birleşerek sülfat ve sülfürik asit oluşturur. Bu bileşikler havadaki nemi çektiğinden yüzeyde grimsi yeşilden kahverengiye kayan mat bir film kalır; içimde acımsı bir tat bıraktığı da bilinir. Korunma yolu yalındır: ağızlık doğrudan güneşte bırakılmaz ve her içimden sonra silinir. Akrilik (lucite) ağızlıklarda bu sorun görülmez; malzeme farkları ağızlık malzemeleri maddesindedir.

Oluşmuş oksidasyon önce yumuşatılır. Ilık suya oksijen esaslı toz ağartıcı katılarak hazırlanan çözeltide ağızlık kısa süre bekletilir; uzun bekleme vulkanit yüzeyinde çukurcuklar bırakabildiğinden süre dar tutulur, damgalı ağızlıklarda damganın üzeri ince bir vazelin tabakasıyla korunur. Yumuşayan tabaka melamin sünger, ardından kademeli ince zımparalarla (micromesh) alınır; parlaklık cila keçesi ve karnauba mumuyla geri kazandırılır. Malzemenin derinine işlemiş oksidasyonu çözelti tek başına kaldırmaz; bu aşamada zımpara kaçınılmazdır. Kalıntı düz ışıkta seçilmediği için işin bitip bitmediği yüzeye eğik açıdan bakılarak denetlenir. Motorlu keçe hızlı sonuç verse de yüksek devirde vulkaniti yakar; acemi için elde çalışmak daha güvenlidir.

Gevşek ya da sıkışan ağızlık

Zıvananın (tenon) yuvasına oturuşu zamanla değişir. Gevşeyen ağızlıkta en zararsız çözüm, zıvanayı balmumu kalıbına sürtmektir; kalan ince tabaka boşluğu kapatır. Vulkanit zıvana ısıtılarak da genişletilebilir, ancak açık alev malzemeyi kolayca eritir. Akrilik zıvanada ise ince bir şeffaf oje katmanı iyice kurutulup ölçüsüne getirilir. Sıkışıp çıkmayan ağızlıkta pipoyu birkaç dakika dondurucuda bekletmek çoğu zaman işe yarar; parçalar ayrıldıktan sonra zıvanaya grafit ya da mum sürülür, gerekirse çok ince zımparayla az miktarda pay alınır. Bütün bu işlemlerde asıl tehlike funda kökünden (briyar) sapın çatlamasıdır; değerli ya da hatıra bir pipoda işi ustaya bırakmak yerleşik tavsiye sayılır.

Lüle taşı piponun bakımı

Lüle taşı piponun bakımı, gövdeyi kaplayan ince balmumu katmanının korunması üzerine kuruludur. Nikotin ve tütün yağlarının taşa girip çıkmasını düzenleyen bu katmandır; maddenin zamanla sarıdan kehribara dönen rengi de aynı alışverişin ürünüdür. Cila inceldiğinde renklenme durur. Sıcak çanağı avuç içinde taşımak cilayı silen en yaygın alışkanlıktır; ısı yeterince yüksekse taşta parmak izi bile kalabilir. Bu nedenle pipo saptan tutulur, sıcakken soğuk bir zemine bırakılmaz ve kutusuna ancak iyice soğuyup kuruduktan sonra kaldırılır. Yüzeyde kuru, tebeşirimsi lekelerin belirmesi cilanın yenilenme vaktini gösterir: saf balmumu ince bir tabaka hâlinde sürülür, soğuduktan sonra bezle parlatılır.

Gövde ve çanak tarafında da lüle taşı briyardan ayrılır. Bu malzemede karbon tabakası istenmez; birikim hem renklenmeyi yavaşlatır hem de kalınlaştıkça taşı çatlatabilir. Temizlik rayba ile değil, ucu yuvarlatılmış bir bıçağın yüzeye dik tutulmasıyla yapılır. Malzemenin kırılganlığı da hesaba katılır: düşen bir lüle taşı gövde çoğu zaman onarılamayacak biçimde kırılır. Çoğu modern lüle taşı pipoda ağızlık, gövdeye vidalı bir yuva parçasıyla bağlanır; bu parça saat yönünün tersine gevşediğinden ağızlık yalnızca saat yönünde çevrilerek çıkarılır.

bottom of page