Briyara Alternatif Aranan Ağaçlar
Briyara alternatif aranan ağaçlar, pipo tarihinde tekrar tekrar açılıp her seferinde aynı yerde kapanan bir dosyadır. Funda kökü (briyar) 19. yüzyılın ortasında hazne malzemesi olarak benimsendikten sonra atölyeler, ticaret basını ve devlet kurumları onun yerini tutacak bir odun aradı. Yaklaşık yüz yetmiş yılda onlarca tür sınandı; hiçbiri kalıcı olmadı.
Ölçütü koyan odun
Akdeniz havzasında yetişen ağaç fundanın (Erica arborea) kök yumrusu otuz ila altmış yaşında sökülür, saatlerce kaynatılır, aylarca kurutulur. Ortaya çıkan malzeme sert ve yoğundur, ısıya dayanır ve tütünün aromasına kendi kokusunu karıştırmaz. Aday bir odunun bu niteliklerin birini değil hepsini birden taşıması gerekiyordu; eleme çoğunlukla daha burada başlıyordu.
Akraba yumrular ve bahçe odunları
Arayışın en umutlu kolu briyarın botanik akrabalarıydı. Dağ defnesi (Kalmia latifolia), rododendron ve Kaliforniya'nın manzanitası (Arctostaphylos) fundagillerdendir ve gövdelerine oranla çok iri kök yumruları verir. Yine Kaliforniya'da yabani leylak (Ceanothus) yumruları denendi. Dağ defnesi kökünün, ithal briyarın bulunamadığı savaş yıllarında hazne yapımında kullanıldığı belgelenmiştir.
İkinci kol sıradan orman ve bahçe odunlarıydı. Cope Bros & Co'nun Liverpool'da çıkardığı ticaret yayını Cope's Tobacco Plant, kayıtlara göre 1876'da pipo yapımında denenmiş yirmi yedi ağaç saymış, birkaç yıl sonra listeyi otuz dörde çıkarmıştı; kızılağaç, huş, şimşir, kiraz, akçaağaç, meşe, armut ve ceviz bu listelerin kalıcı adlarıydı. Aynı dönemde bazı İngiliz atölyelerinin kullandığı morta listelerde geçmez. Angus Duncan Webster'ın 1920 tarihli A Handbook of Forestry kitabına göre 1912'de Amerika Birleşik Devletleri'nde en çok kullanılan pipo odunları elma, Fransız briyarı, Amerikan sığlası (red gum), abanoz, huş ve zeytindi.
Elemenin ölçütleri
Hereford Garland'ın ABD Orman Servisi için hazırladığı California Manzanita for Smoking Pipes raporu (1942 ve 1960 basımları) aday odundan ne beklendiğini kalem kalem yazar. Odunun önce ısı karşısında sağlam durması gerekiyordu: kömürleşmeye direnmeli, ısı altında çatlamamalı, kömürleşirken kötü koku vermemeliydi. Ardından görünüş geliyordu; damar deseni çekici olmalı, boyayı ve cilayı kabul etmeliydi. Bir de ticari koşul vardı: yumrular, blok kesim tesisi kurmayı karşılayacak bollukta ve ulaşılabilir olmalıydı. Manzanita dayanıklılık ve tat sınavını geçemedi.
Denemelerin çoğu iki kusurda düğümlendi. Hazne ya tütünle birlikte yanıyor ya da ısınan odun içime istenmeyen maddeler katıyordu. W. A. Penn, 1901 tarihli The Soverane Herbe kitabında dönemin kanaatini özetlemişti: denenmedik odun neredeyse kalmamıştı ve her deneme dönüp dolaşıp briyarı işaret ediyordu.
Teknik değil, piyasa engeli
Gümrük vergisi tartışmalarında Kuzey Karolina ve Tennessee dağlarından çıkarılan defne kökünün ithal briyarın yerini alması umulmuştu; sektör temsilcileri bu kökün daha hafif ve daha yumuşak olduğunu, damar dokusunun da yetersiz kaldığını bildirdi. 1948 tarihli ABD gümrük özetlerinde ise yerli fundagillerden yapılan pipoların kalite bakımından ithal briyara denk sayıldığı, ancak piyasada aynı itibarı görmediği belirtilir. Belirleyici olan bu ikinci engel oldu: "briyar" adı tüketici gözünde iyi içimin karşılığı hâline gelmişti.
Bugün kayın, armut, zeytin ve ceviz ile çalışan yapımcılar vardır; kimi atölyeler egzotik tropik türleri dener. Yine de hazne malzemeleri arasında briyarın konumu değişmemiştir. Briyarın keşfi tesadüfe dayansa da, bir buçuk asırlık eleme sonunda briyarın ölçütün kendisi hâline geldiği kabul edilir.
